Öncelikle herkese selamlarımı ve sevgilerimi göndererek sözlerime başlamak istiyorum. Akabinde izninizle hemen konuya girmek istiyorum; çünkü her türlü yazı, konferans vb. şeylerde en sevmediğim bölüm girizgâh bölümüdür.
Aslında konumuzu başlıktan tahmin edebilirsiniz. Motosiklete başlamak isteyen ya da yeni başlayanlarımızın akıllarında binlerce soru var. Amacım sizlere yaptığım yanlışlardan yola çıkarak, motosiklete binmeyi nasıl daha güvenli ve eğlenceli bir aktivite haline getirebileceğinizi anlatmak. Bu işe en başından, acele etmeden ve sağlam adımlarla başlamak en mantıklısı. Heyecanınızı anlıyorum. Ve emin olun marşa her bastığınızda heyecanınız katlanarak artacak zaten. Ama şimdi bir süre sakin olup düşünme zamanı. O yüzden şimdilik heyecanınızı bir kenara koyun. Okuyacaklarınızdan yola çıkarak gerçekten hazır olup olmadığınızı anlayana kadar da onu koyduğunuz yerden almayın. Aklınızdaki ‘’acaba hangi motorla başlasam bu işe’’ sorularını da heyecanınızın yanına bırakın. Çünkü eğer doğru düşünce yapısıyla kontağı çevirmeye başlamazsanız, bir süre sonra heyecan yerini korku ya da tiksintiye bırakabilir.

Şimdi; derin bir nefes alın, arkanıza yaslanın ve bütün dikkatinizi buraya toplayın. Çünkü başlıyoruz.

Seleye Oturmadan Önce;
1- Motosiklet tehlikelidir!
Evet, tehlikelidir. Belki birçoğunuz beni taşlayacaksınız bunu söylediğim için ama çoğu zaman bizleri hayatta tutan, motosikletin tehlikeli bir uğraş olduğu bilincinde hareket etmemiz. Bunun ne kadar farkında olursanız, sele üzerinde de o kadar dikkatli davranırsınız. Ayrıca bu tehlikelerin birçoğunu azaltmak sizin elinizde.

2- Sana her zaman “bırak” diyecekler
Etrafımızda motosiklet tutkusunu anlamayan, size sürekli öleceğinizi söyleyen mini son durak senaristleri mutlaka olacaktır. Onların anlamadıkları durum şu; biz zaten önümüze gelecek bütün tehlikeleri göze alarak biniyoruz motosiklete. Hayat öyle bir şey ki, başımıza ne zaman ne geleceğini tahmin etmek imkansız. Sürekli “acaba ben bunu yapsam ölür müyüm?” diye düşünmek yerine, yapmak istediğim şeylerin risklerini en aza indirmeye çalışmak daha mantıklı geliyor bana. O yüzden ben kişisel olarak bütün riskleri göze alıyorum. Siz de eğer bu riskleri göze alıyorsanız kimseyi dinlemeyin. Hayat sizin hayatınız. Doya doya yaşamaya bakın ve tutkunuzun peşinden sonuna kadar gidin.

3- Eeeeelbet bir gün, buluuuuşacaaağız
Asfalta bakarak bu şarkıyı söyleyin. Çünkü size garanti ediyorum, o asfaltla elbet bir gün öpüşeceksiniz. Ellerinizde çiçekler olabilir, hatta hava yağmurluysa kapısında sırılsıklam bile olabilirsiniz ama elbet bir gün buluşacaksınız. Motosiklet kullanıp da ben hiç düşmedim diyen arkadaş ya yalan söylüyordur, ya da düştükten sonra yaşadığı korkudan dolayı hafıza kaybı yaşıyordur. Yeni başlamış olan insan da, 50 yıllık tecrübesi olan insan da düşebilir. Bunun tecrübe ya da bilgiyle hiçbir alakası yok. Yapmamız gereken şey düştüğümüzde alacağımız zararı sıfıra indirmek. Bu da aslında çok kolay.

4- Eğitim şart hocam
Düzgün bir kurumdan motosiklet sürüş eğitimi dersleri almak, yukarıda bahsettiğimiz riskleri sıfıra indirgemenin yapı taşlarından biri. Benim tavsiyem sürekli kontrol edilen, gerçek motosiklet sürüş eğitimi veren resmi kurumları seçmeniz. Mesela Honda, Yamaha Riding Academy gibi okullar güvenilirdir. Tabi şu an aklıma gelmeyen bunun gibi bir sürü eğitim kurumu mevcut. Size en mantıklı ve güvenilir geleni seçip, her şeyden önce eğitim alın!

5- Ekipmanın değeri
Savaş alanında çelik yelek ve baretin önemi neyse, motosiklet üzerinde de ekipmanın önemi odur. Yukarıda da bahsettiğim gibi, hepimiz elbet bir gün düşeceğiz. Eğer ekipmanlarınız tam olursa, çoğu zaman bu düşmelerden hiçbir zarar almadan kurtulursunuz. Benim ilk ekipmanlarımın fiyatı, motosikletimin fiyatının tam iki katıydı. Bunun yararını dört büyük kazada gördüm. Neredeyse hiç kalıcı hasar almadan ekipmanlarım sayesinde kurtuldum. “Ya ben zaten çok kısa bir mesafe gidicem, ekipmanlarımı tam giymesem de olur” diye hiçbir zaman düşünmeyin. Unutmayın ki kazalar saniyeler içinde gelişir ve gerçekleşir.

6- Hangi motosiklet bana daha uygun?
Bize en çok sorulan sorulardan biri de hangi motosikletle başlamalıyım sorusu. Bu aslında sizin görüşlerinize de bağlı. Öncelikle ihtiyaçlarınızı belirleyin. Günlük işlerinizde mi kullanacaksınız, hafta sonu küçük geziler mi yapacaksınız, uzun yola mı çıkacaksınız, arazi sürüşü mü yoksa bunların tümünü mü yapmak istiyorsunuz? Öncelikle buna karar verin, çünkü her alanın, her ihtiyacın motosiklet tipi farklıdır. Daha sonra tecrübenizi ve bilgilerinizi gözden geçirin. Eğer yeni başlayacaksanız ya da uzun süre motosiklete ara verdiyseniz benim tavsiyem; düşük cc ( maksimum 250 cc ), oturuş pozisyonu rahat, kullanımı kolay, başınıza az dert açacak ikinci el bir motosikletle başlamanız. Böyle bir motosiklet hem bütçe dostu olur, hem de ilk başta yapacağınız hataları daha kolay affeder. Ayrıca kolay kullanılır olması, motosikletin trafikteki yerini öğrenirken, bütün dikkatinizi bunu öğrenmeye yoğunlaştırmanızı sağlar.

7- Bütçe meselesi
Rahmetli Barkın babuşun dediği şu sözler hep aklınızda olsun: “Kaska pahalı diyorsun da kafan kaç para hemşerim?”. Bu soru hayatımın en önemli sorularından biriydi. Oturup etraflıca düşününce ekipmandan kıstığım her kuruş, bana düzeltemeyeceğim sağlık sorunlarına ya da geri getiremeyeceğim günlere, aylara, hatta ve hatta yıllara mal olabilir diye düşündüm ve yatırımımın büyük bölümünü ekipmana ayırdım. Ehliyetimi bile almadan önce gidip tam takım ekipman dizip eve koydum. Hatta aylarca o ekipmanları giyip evde korkuluk gibi dolaştım.

Daha sonra konu motosiklete gelince, bir öğrenci olarak bana en az masraf çıkarabilecek motosikleti seçmeye karar verdim. İlk motosiklet tercihim 100 cc bir sukuterden yana oldu. Neden onu seçtin derseniz; ilk olarak 100 cc altı olduğu için vergi ödemeyecektim. Gücü düşük olduğu için yakıt masrafı da az olacaktı. Düştüğümde kalktığımda parça değişimleri hızlı ve ucuz olacaktı. Tabi üniversiteye giderken, okula yıkık dökük bir sukuterle girince biraz gülüşmeler oluyordu en başta. Daha sonra o gülenleri otobüste cama yapışık, ağızları yüzleri yorgunluktan kaymış bir şekilde görünce, o gülüşlerin aslında kıskançlıktan olduğunu anlamıştım.
Her şey güzel giderken bir gün bakım, trafik sigortası, yedek parça gibi masraflar yavaş yavaş toprağın altından kafalarını çıkartmaya başlayınca önemli bir konuyu atladığımı fark ettim. Bütün bunlar için kenara ayırdığım herhangi bir para yoktu. Size tavsiyem sonradan çıkabilecek masraflar için de üç beş kuruş parayı bir kenara ayırmanız. Çünkü maalesef bazı masrafların ne zaman ve nerede karşımıza çıkacağını bilemiyoruz.

8- Polis yok mu polis?
Diyelim ki yukarıda bahsettiğim her şeyi hallettiniz. Karar verdiniz, ben bu işe başlıyorum arkadaşım deyip motosiklet bakmaya başladınız. İkinci el motosiklet ilanlarında dolaşırken bir de baktınız her taraf çalıntı motosiklet ilanıyla dolu. Bulana ödül bile veren var hatta aralarında. Aklınıza hemen bir soru geldi; Motosikletimin güvenliğini nasıl sağlarım?

Bunun için yapabileceğiniz şeyler şunlar;                                                                     *Mümkünse motosikletinizi kapalı ve güvenli bir alanda tutun.
*Üzerinde farklı tip kilitler olsun ve bu kilitlerin kalitesi yüksek olsun. Unutmayın ki ucuz ve kalitesiz kilitleri açmak veya kırmak iki ya da üç saniyeden fazla sürmeyecektir.
*Alarm her zaman caydırıcı niteliğe sahiptir. Alarmlı bir disk kilidi kullanabilir ya da motosikletinize alarm taktırabilirsiniz
*Bunların hiç biri benim içimi rahatlatmaz diyorsanız çalınmaya karşı kasko yaptırabilir ya da motosikletinize takip cihazı taktırabilirsiniz.

9- Abicim çok meşgulüm. Uğraşamıyorum ki onlarla…
Ne zaman bir arkadaşıma bakımlarını yapıyor musun diye sorsam, %80 inden bu cevabı alıyorum. Siz onlar gibi olmayın. Üşengeçlik size ileride daha fazla zaman kaybettirir. Motosikletinizin ve ekipmanlarınızın bakımını düzenli olarak yapmak, sürüş keyfinizi ve güvenliğinizi maksimuma çıkartır. Yolda kalmazsınız, motosikletinizi itmek zorunda kalmazsınız. Ekipmanlarınızın bakımını yaparsanız da hem daha iyi korunursunuz hem de daha klas görünürsünüz.

 

Seleye oturmadan önce yapmanız ve düşünmeniz gereken şeylerin listesi, şimdilik aklıma geldiği kadarıyla bu kadar. Bir sonraki yazımda dışarı çıkıp, seleye oturmaya nasıl hazırlanılır konusunu işleyeceğim Çaylaklar Garajında. Şimdilik izninizi istiyorum. Unutmayın! Size her zaman vazgeç diyen en az bir kişi olacaktır etrafınızda. Her ne olursa olsun, kim ne derse desin, hayallerinizden ve rüzgarı yüzünüzde hissetme düşüncesinden vazgeçmeyin. Hayat zaten kısa, o yüzden istediğiniz gibi yaşayın.

Hepinize kazasız belasız sürüşler diliyorum. Tekeriniz her daim düz bassın.