Biraz içimi dökmeye ihtiyacım var. En iyi siz anlarsınız diye buraya yazıyorum. Hikaye iş hayatına girip köpek gibi çalışırken bi’ arkadaşımın Honda Shadow‘uyla küçük bi Side, Perge, Aspendos turuyla başladı hikaye. Eve döndüğümde motor fiyatları bakarken buldum kendimi…

Bütçeme en uygun Honda Cb125’e idi, onu aldım. Kasklar, montlar falan hep aynı zamana denk geldi. Sonrası gezdim de gezdim. Askere giderken çalıştığım yerden tazminat da aldım. Döndüğümde motorumu Antalya’dan alıp 15 günde bütün Ege Sahilini gezerek İstanbul’a 15 günde geldim. Çadırlar, hosteller neler neler…

“Yurt dışına gidicem ben” diye sattım motorumu. Gittim gezdim yerleşemedim. Bütün biriktirdiğim parayla Duke arayışına geçtim İstanbul’da. Tam 6 tane Duke gezdim. Biri 8 bin TL hasarlı, birine kazası yok dedi bir gittim gidon yamuk. Baktım İstanbul’dan cacık olmaz İzmir’de buldum Carmen’i, atladım uçağa gittim aldım. Onunla da her iş çıkışında Kilyos, okul çıkışında Şile yaptım. Velhasıl kelam 3 yıllık çalışma ile biriktirdiğim, ailemden destek almadan sadece kendi emeğimle aldığım Carmen bir gece çalındı…

Sabah kalktığımda 4 gün boşluğumda küçük bi Ege turu planlıyordum yine, kahvaltımı hazırladım. O arada çantamı hazırlamak için çantamı aldım, bir baktım çanta acayip ağır, yan gözüne baktım ve disk kilidini gördüm. Attım çantayı pencereye bir çıktım, Carmen yok… 155 ardından karakol derken anca idrak edebildim olayı…

Yeterince içimi döktüm galiba. Motorlarınıza iyi bakın, çaldırmayın sakın. Sonra çok pis koyuyor adama…