4 Ağustos 2017
Aslında bu tarihten biraz daha geriye gidip durumu anlatmak gerekiyor. Bir hafta öncesinde kuzenim nişanlanacağı kadınla tanıştırmak için Çanakkale’ye davet etti. Erken gidebilmek adına o hafta daha yoğun çalışıp cuma gününe olabildiğince az iş bırakmaya çalıştım. Perşembe gecesi o zamanki kız arkadaşımla küçük çaplı tartışma yaşadık ve ara vermek istediğini söyledi. Benim için bunun tek bir anlamı olabilirdi; o da ayrılıktı.
Bu olayların üzerine bir sırt çantası hazırlayıp iyi bir uyku almaya çalıştım, tahmin edersiniz ki bu pek mümkün değildi. Sabah erken kalkıp sırt çantamı ve yol için gerekli olan ekipmanları yanıma alıp işe gittim. Normalin üzerinde bir çalışma ile saat 2-3 gibi işimi bitirip çantamı motora bağladım, herkesle vedalaştım. Yakın arkadaşlarımdan birine “5 saat sonra bana ulaşamazsan polisi ara ardından aile’den birilerini ararsın” diye de espiri yaptım ve üstümü değiştirmeye koyuldum.

Bu noktada ekipmanlarımdan bahsedeyim;
Kask arai rebel (iridyum güneş vizörlü), scoyco n03 boyun koruma (aliexpress), 6 dişli sırt koruma (yelek şeklinde bağlanan, dainese spr mont (içinde rev’it seesoft level 2 sırt koruma), alpinestars gp-pro eldiven , motobike jeans kevlar kot pantalon, ayakkabı lacoste (kredi kartımın hesap kesim tarihi bir hafta sonra diye dainese nexus’u bekletiyordum).

Neyse üstümü giyip motorun yanına indim, motordan da bahsedeyim:                              Bmw f800st.

4 gün önce abs beyni hata verdiği için fişini çekmiştim, serviste sorunu tespit edemediler benim de yola çıkmam gerekiyordu bildiğiniz üzre. Neyse. Sırt çantam ağırlık yapmasın diye artçım olmadığında uzun yollarda hep motora bağlarım, yine öyle yaptım. Depo üstü çantaya da yolda lazım olabilecek bütün malzemeleri koydum. Nihayet, 3 buçuk gibi yola çıktım. Trafik yüzünden İstanbul’dan çıkana kadar biraz gerildim, ama yine de sakin kullanmaya çalışıyordum. Silivri’yi biraz geçtikten sonra (tem otoyolunu kullanıyordum) büyük bir benzin istasyonuna girip benzin ve su alıp lastik basınçlarını kontrol ettim. Her iki tekerde de azalma vardı bu yüzden performansı düşmüştü. Bu arada eski sevgilimden nasılsın diye mesaj gelmişti, “yoldayım, sonra konuşuruz.” diye cevaplayıp tekrar yola koyuldum. Bu arada abs olmadığı için bi kaç kere fren denemesi yaptım -eskiden abs mi vardı canıım-, lastikleri kaydırmadan çok hızlı yavaşlatabiliyordum motoru. Yavaş yavaş yorgunluk çokmeye başlamıştı, intercomdan daha hareketli parçalar açıp tempoyu hızlandımaya başladım. Ortalama 120-130 km/s gideken 140-160km/s aralığına çıkmıştım. Tekirdağ’a girmeden önce ki ışıklarda arabalar sinirlerimi oynatmaya başladı, 2 şerit boş yolda sanki herkes 60’la sol şeritten gidiyordu ve ısrarla sol şeridi bırakmıyorlardı. Kendi kendimi geriyordum, sanki ayakta kalabilmek için buna ihtiyacım vardı. Moral bozukluğu ve yorgunluk sürekli kendini hatırlatıyordu ve birde buna karşıdan gelen güneş eklenmişti.
Gitgide içimden daha çabuk varmalıyım yol çok bunalttı beni bu sefer diye düşünüyor ve iyice gazı açıyordum. Malkara çıkışındaki tünellerden yaklaşık 200-220km/s ile geçmiştim ve sürekli makas atmaya başlamıştım. Dümdüz iki gidiş iki geliş bir yolda sınırlarda gidiyorken bir araba aniden sinyalsiz sollamaya çıktı… -Videoyu tekrar tekrar başa sararak izledim, ona çarpmamdan 3 saniye önce şerit değiştirmişti- Ben çarpmaya 2 saniye kala refleks gösterebilmiş ve frene basabilmiştim. Tabiki o hızlarda çok büyük bir yavaşlama olmadı ama lastiğin hiç kitlenmediğini net hatırlıyorum. Bir Toyota Corolla’ya arka tamponun tam ortasından vurdum.

Hızım çok yüksekti, çarpma anı gerçekleştiği anda gözümü istemsizce kapadım. Ama asfaltla temas edince gözlerimi açtım, o anda aklıma Altın Elbiseli Adam’ın bir canlı yaynında anlattığı kazada ne yapmalı konuşması geldi. Refleks olarak cenin pozisyonuna geçtim. Asfalta değdiğim andan itibaren taklalar atmaya başlamıştım, ama bunu anlatmak gerçekten çok zor, hayal edilebilecek bir hızda dönmüyordum. Şimdi düşününce bile çok garip bir film karesiymiş gibi geliyor. Taklalar attığım sırada bilincim hiç kapanmadı, vücudumun her yerine beyzbol sopasıyla vuruyorlarmış gibi hissediyordum, kask asfalta her çarptığında inanılmaz bir gürültü çıkarıyor ama tek acı çekmeyen yerim kafamdı. Resmen 4 yastık arasına sıkıştırıp takla atıyo gibi hissediyordum kendimi. Bir noktada durdum diye düşünüp kolumla kendimi çekmeyi denedim, ama daha dönmeye devam ediyormuşum. -Sanırım o anda havada normalden fazla zaman geçirince durdum hissi uyandı bende-. Kolumu açmamla asfalta bi daha vurmam bir oldu, büyük ihtimalle omzum o anda çıktı, çok canım yandı tekrar. Bir noktada boyun koruma dayanamayıp ben yokum arkadaş diyip kendini bıraktı, ayakkabımın teki ile birlikte havada uçuyorken gördüm.

Durduğumda içimden 5’e kadar saydım ve durduğuma emin oldum. Kaskımın vizörü asfalta değiyordu, emniyet şeridi gözümün önündeydi. Arkadan gelen araçlar çarpmasın diye kolumla kendimi emniyet şeridine çekmeye çalışacaktım. Kolumu kaldırdığım anda bir acı saplandı omzuma hareket edemedim. Kendimi çevirip sırt üstü yattım.

Bundan 4 sene önce Antalya’da bir arkadaşımın arkadaşı racing bir motorla kaza yapıp ölmemiş fakat çevreden gelenler kaskı çıkartırken boynunu kırıp çocuğu öldürdüğünü duymuştum. Bu aklıma geldi ve hemen boynumu, kollarımı ve bacaklarımı kontrol ettim hepsinde his vardı ama sol bacağım belden itibaren inanılmaz ağrıyordu, hatta ağrı değil acı ama tarifi pek yok bunun.

Kontrolleri yaptıktan sonra eldivenlerimi ve kaskımı çıkardım. Asfaltın üzerine sırt üstü yatıyordum ve her tarafım ağrıyordu. Arkadan gelen arabalar durmuştu, yardım için gelenler oldu. Neyse ki ilk gelen -anladığım kadarıyla- sağlık çalışanıydı, kimsenin yaklaşmasına izin vermedi ambulans gelene kadar. Telefonumun nerede olduğunu sordu. Motordaki yerini söyledim. Cüzdanımla birlikte getirdiler. Birisinin “yaşıyor olman mucize film gibi arkandan izledik, rahat 60 takla atmışsındır” dediğini hatırlıyorum. Zaten o kadar yüksek hızla vurunca trafikten de hızlı savruluyorsunuz ve herkes arkadan rahatça izleyebiliyor. Telefonum geldiğinde ilk en yakın arkadaşım Murat’ı aradım, çok yol yapmıştık beraber. Kaza yaptığımı söylediğimde pek ciddiye almadı, küçük bir kazadır diye düşündü. Ama Malkara’da olduğumu söylediğimde birden telaşla yola çıkmış. Hemen ardından babamın aradım. Ambulansın gelmesi 15 dakika gibi kısa bir süre sürdü.

Hastaneye vardığımızda hemen tomografiye götürdüler. Bu arada yanlış hatırlamıyorsam jandarma’dan birisi ev adresimi, tc kimlik numaramı gibi bilgileri soruyor ama o kadar canım yanıyo ki zarzor cevap verebiliyordum. En sonunda sinirli bir şekilde “eşyalarını karakoldan gelip alırsın” dedi. O anda gülmeye başladım, hemen ardından tomografiye soktular. Sonuçları beklemek için acil’e aldılar. Doktor sonuçlarla beraber geldi. Bu sırada bir sürü arkadaşım, babam, annem de hastaneye gelmişlerdi. Doktor hiç bir kırığımın olmadığını, istediğim zaman taburcu olabileceğimi söyledi. Tabi ki bu benim için hiç inandırıcı değildi. Kendisine “kırığım yoksa omurgalarım birbirinden ayrıldı, bel fıtığım olduğu için biliyorum bel fıtığı ağrısının 10 katını yaşıyorum şu anda” dedim. O da mr çekilmesi gerektiğini bulunduğumuz hastanede olmadığını ve Tekirdağ’a ertesi gün gönderebileceğini söyledi.

Sonuç olarak; asetabulum kemiğimin kırıldığını öğreniyoruz. Birkaç önemli tavsiye ile Manisa’ya nakledilip ameliyata girdim. Yaklaşık 12 gün yataktan hiç kalkamadım, 1 ay günde 2 kere kalkıp yürüyebildim. 3 ay boyunca değneksiz yürüyemedim. Şu anda topallayarak değneksiz yürüyebiliyorum, kaslar 2 aya kendine geleceği tahmin ediliyor.

Ekipmanlarımın haline gelince; şuanda hiçbiri kullanılamayacak durumda. Kaskta çatlak bile yok fakat bazı bölgeleri zımparayla boyası temizlenmiş gibi, montun çoğu yeri ısıdan erimiş durumda, eldivenler çizik içinde. Ama bu kazadan kuvvetle muhtemel onlar sayesinde sağ çıktım.

Velhasıl; siz siz olun ekipmansız, uykusuz, morali bozuk yola çıkmamaya ve hız limitlerine uymaya dikkat edin. Ekipmanlara verdiğiniz paraya asla acımayın. 2 bin liralık motora binin 3 bin liralık kask takın gerekiyorsa. Çünkü her gün takıyoruz kaskları ama bir kere kullanıyoruz. Kaskınızı kullanmamanız dileğiyle yolunuz açık olsun…