Kendi motorumu satsam, 3 şurdan eklesem 5 de kredi çeksem, bu ay maaşın şu kadarını ayırsam derken bir bakmışsınız 13-15 bin tl paranız ve çok güzel hayalleriniz olmuş. Belli bir km tecrübeye ulaşmış, motosiklete ilk başladığı günlerdeki mahalle abilerini, rr’cı semt berberlerini, hörgüçlü deri ceket giyen 200 den sonra kafa sallayan kızların sevgilisi motorcu arkadaşlarının bulunduğu ortamı bırakıp artık daha elit, deyim yerindeyse gerçek motosiklet tutkusu ile tanışan her gencin ortak sorusudur: “abi 15 binim var enduro için, ne alıcaz?”.

Dünyanın en lanet bütçesidir yahu bu 15 bin. Tenere alamazsınız, naked’a binmek de içinizden gelmiyordur. Kampa gitmek istiyorsunuz; r25 ile de cbr250 ile de tam olmaz,        V strom için 2-3 bin tl’ye daha ihtiyaç vardır ve o kadar borç alabileceğiniz bir dostunuz yoktur. Gerçi olsa da geri ödeyecek haliniz yoktur ya, neyse. Transalp, iyi güzel de bentley gibi benzin yakıyor abi, ağırlığı da cabası. Nx4 zaten birkaç tane var, arıza verirse at çöpe. Kle500 bi göz kırpar kırpmasına da, bir tane mi dürüst satıcısı olmaz? Yok. 12 bine alırsın, eyvallah. 3 bin daha harcadıktan sonra kampa gidecek ne haliniz ne vaktiniz olur…

Sonra bi abiniz çıkar der ki oğlum eski africa twin neden bakmıyorsun?                         Baktınız evet!                                                                                                                O bütçeye en iyisi 18 yaşında bir efsaneden bahsediyoruz.                                                 Adı üstünde, efsane. Efsaneler ölmez, sadece piston segman attırır.                           Nedense koruma demiri boyalı ve grenajı temiz olan grenajı her temiz olan AT sahipleri genelde Kadıköy, Bostancı’da otururlar ve ilanlarında kasksız, güneş gözlüklü ve beyaz saçlı bir fotoğrafları vardır. Ve derler ki “TEMİZ EFSANE HASTASINA”.                                   Arkadaşlar bu şu demek oluyor: 18 yaşında olan motorumu 70 bin kmde iyice bir elden geçirdik, boyadık,zımparaladık. Km de orijinal diyorum da km teli ne zaman koptu haberim yok… 22 bin tl istiyorum. (Evet yanlış duymadınız 22 bin.) Mesaj atan herkese de şunu derim; “Kardeşim pazarlık yoktur, piyasada daha iyisi yoktur, bu motor efsanedir.”
Tamam abi haklısın.

Neyse Africa Twin de elenir; sahiplerinin egosuyla, emekli albay titizliği ile uğraşmaya değmez neyse… Bu kısma kadar hiçbir motoru kötülemedim, hepsi birbirinden özeldir de işte ya o lanet bütçe olmasa keşke, her insan hepsine binmek yol yapmak ister.

Yüzünüzü Avrupa’ya dönme vaktidir artık. Tam viyananın kapısına dayanmışsınızdır, Ktm der ki: “Abiye kapıyı açın, karnını doyurun, bir gece misafir edin, dinlensin sonra Almanya’ya doğru yolcu edersiniz.”. Ona bu paraya Duke’dan başka bir şey yok. Biz de onla da anca Kadıköy-Beşiktaş arası itlik-serserilik yapar, özel üniversiteye kayıt olup kızlara hava atar, max 300 km öteye bir kampa gider ya da fazlasına totoya veda ederiz. Ama sağlamdır ve haddinden fazla eğlencelidir. Beklentilerini karşılayamaz belki ama serotinin ile adrenalin hormonunun varlığını hatırlatır. Aksini iddia eden metrobüse binsin.

Az aşağı inin…                                                                                                             Sicilya mafyası Aprillayı göreceksiniz. İtalyanlar 2 zamanlı sever ya da fıtı fıtı scooter ile gitmeyi. Ama gitmişler rotax motor takıp Pegaso diye bir şey yapmışlar. Onun ile ilgili söyleyeceğim tek şey ısınamadığımdır. Yeni kasalarında ise gidip tenere motoru kullanmışlar. Çok oynaklar abi tarafını seç; Gs motoru mu, Tenere motoru mu değil mi?

Bu gencimiz dere tepe aşmış, yeri gelmiş dağları delmiş hatta çölleri aşmış taa Japonya’ya kadar gitmiştir. Almanya’ya gelene kadar kaç liralık akbil kullanmış, ne kadar metrobüse binmiş, kaç Youtube incelemesi izlemiştir kim bilir. Facebook’ta üye olmadığı motosiklet grubu kalmamış, sormadığı soru, darlamadığı endurocu yoktur artık. Yorgundur…

Birinci dünya savaşında ne kadar onlar yüzünden yenik düşsek de ,
1961 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti  arasında yapılan işçi anlaşmasından sonra Almanya ikinci kez hayallerimizi gerçekleştirmiştir bana göre ve o hayalin adi şudur: ORTA SINIF ENDURO…
Bir de bunun üst sınıfı var ya, 1100 Gs 18 yaşında hala yollardadır, Reno 12 bujisi takılanı, magirüs minübüs stopuyla gezenini gördüm bunların. 1.4 polo yağ filtresi ile yol yapanı gördü ya bu gözler. Bir rivayete göre Ege’de tarla sürmek için kullanılıyormuş. Yağ bakımını tam sentetik asitsiz zeytinyağı ile yapıyorlarmış. İzmir’de de 1110 Gs’e çiğdem diyorlarmış, bu ayrıntıyı atlıyorum. 1100 gs her ne kadar taş gibi sağlam olsa da, ağırdır abi,150 k’da olan kmleri göz korkutur, ısınamaz insan bir türlü ee biraz da yakar, parçası bulunur bulunmasına da ustası azdır, nakit olmasa da vakit kaybıdır.
1100 gs der ki madem beğenmedin beni bir de bizim oğlana bak, al tanış kızanın adı; F650 GS
O DA NE ???

Ankaralı Turgutun şarkısında ki ”Allah sana mal vermiş alaman bombası gibi” dediği şey bu olmalı. Çünkü her an patlayabilir.                                                                                   Bir sesi var ki Neşet Ertaş’ın saz çalışı gibi.                                                               Hüzünlendiriyor.                                                                                                       Biraz da huzur veriyor.                                                                                               Ama dediğim gibi huzuru biraz, hüznü fazla veriyor. Çünkü karşınızda bir ROTAX var. Bu blok 650 cc tek silindir, çift bujili, çok sesli, torklu bir motor. İtalyan mafya lideri Aprilla aynı motordan Pegaso’ya da yaptırmış, Fiat 50nc kamyon gibi çalışıyor. Ee normal neden çünkü kafam kadar piston var. Titriyor arkadaşlar. Nokia 3310dan daha fazla hem de. Titrediği kadar da gidiyor. Gidiyor gitmesine de top speed beklemeyin. Zaten bu enduro tork daha önemli. Başlatmayın hızınıza, hız isteyen o paraya Srad alsın. Kumardır f650gs, bajaj kadar ilanı vardır. Polis çıkması olma ihtimali yüzde 51’dir. 99 binden sonra km sıfırlar ya 30k orjinal km yazdığına bakmayın ilanlarda 130k dır o. Ne hikmetse çoğu parçası 1 milyonculardan bile temin edilir. Bazı parçalar kıldır, bildiğin kıl. Plastik bir kapağı 40 tl olduğu gibi orjinal debriyaj teli 200 tl dir. Ama devir daim de 200 tl dir. Filtreleri ucuzdur. Zincir dişlisi de 500 tl’yi geçmez. 3 lt yağ alır, değiştirmek çok basittir. Tavsiye edilen aralık 5-6 bin km dir. 15w50 yarı sentetik koyar arkanıza bakmazsınız. 12 yaşında ön arka abs’li bir motordan bahsediyoruz. Unutmadan, tel jantı da var he. Fabrika çıkışı elcik ısıtmadan söz ediyoruz, kışın dahi rahatça instagramda etiket atabilmeniz için önemli bir şey. Tek silindirin getirisi olarak yakıtta ekonomi var, basmaz iseniz 3.5 lt lere kadar inebilirsiniz. Ama basarsanız 5.5lara çıkarsınız baştan söyleyeyim. Ne kadar ekmek o köfte prensibi ile çalışan bir motordur.

Buraya kadar herşey güzel de benim sahip olduğum motorun adı DAKAR. Fabrika çıkışı 21”jant, gazlı ayarlı amortisör, daha büyük depo, 87.5 cm sele yüksekliği ile everesti andırıyor bana. Düz Gs ile bütün mekanik özellikler aynı. Yükseklik, amortisör ve jant farklı sadece. Benim gözlemlediğim yükseklikten kaynaklı olarak performans, he bir de mavi grenajlar. Şey mavi huydur da bende…

Katır gibi yüklersin de çıkarsın ya yola performansından hiçbir şey kaybetmez. Artçılı-artçısız farketmez; misal Beylikdüzü-Haramidere yokuşuna 140 km ile mi girdin, aynı hızla geri çıkarsın belki de 145 km/h hızla hiç belli olmaz. Virajı, motorun yüksekliğinden kaynaklı korkutsa da alışınca baya baya lastik diplerine imza bırakacak kadar iyidir. Frenlerden zaten bahsetmiyorum, abs olması dışında metrelerce kapanan bir ön amortisör var ki dosta güven, düşmana korku salar. Otobanda köprüde rüzgardan etkileniyor, sarhoş gibi davranıyor.Titreşime ne kadar alışsam da uzun yolculuklarda benzin ve sigara molasına bir de toto molası ekleniyor. Ve en sevmediğim tarafı da sıcaklığı: çalıştırıp 2-3 km gittikten sonra alev topuna dönüyor, fan hemen açıyor da açmasa daha iyi diyorsun zira fan çalışması içimizdeki yağları eritiyor gerçek anlamda. Resmen 650 cc lik bir alev topu kullanıyorum.Tenereyi yolda yakalayamıyorsun; şanzıman mı desen, tasarım mı desen aynı güçte ki bir Japon endurosu içinizden geçebiliyor. Olsun ben de az yakıyorum ve daha ucuzum diye kendimi teselli ediyorum. Arazide bizim traktör bir dağ keçisine dönüşüyor. İğneada plajına üşengeçliğimden motorla girdim de yarım debriyaj bile çekmeden zincire kadar saplandığı kumda ilerleyebiliyor. Özellikle Scout k60 lastiklerini taktığımdan beri ise toprakta, mıcırda bana mısın demiyor. Bir dağcı, tırmanışçı gibi geziyor, Northface teknik ceketi eksik o derece.Tel jantın da güveni var tabi. Gözümün önünde takla attı, evet yanlış duymadınız takla. Ben kampa sucuklu yumurta yaparken arkadaşım motorumu denemek istedi ama taklasını denedi. İki tekerin yerden kesildiğine şahit olduk. Sonra ne mi oldu? Motora eşyaları yükleyip ertesi gün evime döndüm.Tek zararım kırılan sağ ayna idi. Bu motor öyle kafeye, bara gidip kızlara hava atabileceğiniz bir model değildir. Gerçek bir tutkunun kullanabileceği özel bir motosiklettir. F650 Gs Dakarı bu kadar sevmem 15 bin tl’m olduğu içindir. Eğer 25 bin tl olsaydı cebimde inanın Tenere severdim. Ya da 20 bin tl olsaydı bütçem V strom severdim. Ne yazik ki ülke şartlarında sevebileceğimiz motosikletler 10-18 yaş aralığındadır.

Herkesin hayallerine ulaşabilmesi ümidiyle…